
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Dune
Hayal gücümde özel bir yeri var.
Dune adlı romanı okumadan önce, 1998 yılında Westwood Studios’un geliştirdiği RTS türü bilgisayar oyununu oynamıştım. Aradan geçen birkaç senenin ardından bunun bir roman olduğunu da öğrenmiştim. O yıllarda hem yaşım gereği hem de internetin henüz yeni yeni şekilleniyor olmasından kaynaklı, bu romanla buluşmam geç kalınmış bir aşk hikâyesinin bu kez hüsranla değil mutlulukla sonuçlanması gibiydi.
Sizlerle bu andan itibaren, okuduğum her roman deneyimini veya yazdığım kısa öykü ve şiirleri burada paylaşmak niyetindeyim. Bir bilim kurgu yazarı olarak da ilk olarak Frank Herbert’ın Dune adlı eserinden başlamak istedim.
Benim için Dune, 600 sayfalık baştan sona muazzam bir deneyimdi. Onu okurken, eskiden olduğu gibi yalnızca bilim kurgu okumayı seven biri olarak değil; aynı zamanda bir yazar olarak da ele almak, romanı olduğundan daha farklı algılamamı sağladı.
Paul’ün, babasını yitiren bir prensten Arrakis’in çöllerinde Fremenler tarafından kabul gören Usul’a ve ardından Muad’Dib’e dönüşen yolculuğu; yalnızca bir kahramanın yükselişi değil, aynı zamanda inanç, kehanet, iktidar ve kader üzerine kurulmuş büyük bir anlatıdır. Missionaria Protectiva’nın gölgesinde şekillenen bu yolculukta Paul, kendisi için çoktan örülmüş bir kaderin içine adım adım çekilir.
Bir insanın tüm insanlığa dokunuşunu keşfetmenizi, fanatik lejyonlar kadar olmasa bile bir bilim kurgu fanatiği olarak önerir; keyifli okumalar dilerim.
Lisan al-Gaib!